BU RAMAZAN SON ŞANSIN OLABİLİR!

Yayınlanma : 18 Şubat 2026 21:54
Düzenleme : 18 Şubat 2026 21:55
  • Ziraat Bankası Reklam


Bir düşün…
Geçen yıl Ramazan’da yan yana saf tuttuğun insanlardan kaçı bugün hayatta?
Kaçının telefonu artık çalmıyor?
Kaçının kapısı artık içeriden açılmıyor?
Biz yaşıyoruz.
Bu bir tesadüf değil.
Bu bir mühlet.
Ramazan yine geliyor.
Ama herkes için değil.
Kimileri için bu ay rahmet olacak.
Kimileri için sıradan bir açlık ayı.
Kimileri için ise kaçırılmış son fırsat…
Asıl soru şu:
Bu Ramazan seni değiştirecek mi,
yoksa sen Ramazan’ı da mı değiştiremeyeceksin?
RAMAZAN: AÇLIK DEĞİL, HESAPLAŞMA
Yüce Rabbimiz Kur’an-ı Kerim’de buyuruyor:
“Ey iman edenler! Oruç size farz kılındı… Umulur ki takvaya erersiniz.” (Bakara 2/183)
Takva…
Bu kelimeyi çok duyduk.
Ama gerçekten yaşadık mı?
Takva; kimse görmezken de Allah’ın gördüğünü bilmektir.
Takva; el uzanmışken geri çekebilmektir.
Takva; öfke yükselmişken susabilmektir.
Ramazan bize şunu öğretmek için geliyor:
Miden aç kalabiliyorsa, nefsin de diz çöker.
Ama sadece mide aç kalır, nefis azgın kalırsa…
İşte o zaman Ramazan takvimde yaşanmış, kalpte yaşanmamış olur.
AFFEDİLME FIRSATI: BİR AYLIK MUCİZE
Sevgili Peygamberimiz Muhammed ﷺ buyuruyor:
“Kim Ramazan’ı iman ederek ve sevabını Allah’tan umarak oruçlu geçirirse geçmiş günahları bağışlanır.”
Bir ay…
Ve sonuç: Tertemiz bir sayfa.
Düşün…
Yıllardır biriken günahlar,
biriken ihmaller,
biriken pişmanlıklar…
Hepsi silinebilir.
Yine buyuruyor:
“Ramazan geldiğinde cennet kapıları açılır, cehennem kapıları kapanır ve şeytanlar zincire vurulur.”
Şeytan zincirliyse,
bahane kalmamıştır.
Demek ki mesele şeytan değil.
Mesele irade.
EN TEHLİKELİ RAMAZAN
En tehlikeli Ramazan hangisi biliyor musun?
Alışkanlık haline gelmiş Ramazan.
Sahur var ama uyanış yok.
Teravih var ama gözyaşı yok.
Kur’an var ama teslimiyet yok.
Efendimiz ﷺ uyarıyor:
“Nice oruç tutan vardır ki ona kalan sadece açlık ve susuzluktur.”
Bu cümle insanın içini titretiyor.
Otuz gün aç kalıp,
ahirette yine boş dönmek…
İşte asıl kayıp bu.
RAMAZAN VE KUR’AN: KOPAN BAĞI ONARMAK
“Ramazan ayı, Kur’an’ın indirildiği aydır.” (Bakara 2/185)
Ramazan, Kur’an ile yeniden buluşma ayıdır.
Bugün saatlerimizi ekranlara veriyoruz.
Dakikalarımızı tartışmalara.
Kalbimizi gündeme.
Peki Allah’ın kelâmına ne kadar zaman ayırıyoruz?
Bu Ramazan’da bir karar al:
Her gün az da olsa Kur’an.
Ama anlayarak.
Ama hissederek.
Ama hayatına dokundurarak.
Çünkü Kur’an okunmak için değil, yaşanmak için indi.
BAYRAM SABAHI AĞLAYAN ÂLİM
Anlatılır ki bir âlim, Ramazan boyunca ibadet eder; bayram sabahı ağlardı.
“Neden ağlıyorsun?” dediklerinde şöyle derdi:
“Ben ibadet ettim ama kabul edildi mi bilmiyorum.”
Asıl mesele burada.
Ramazan bitince sen değişmiş misin?
Namazın daha düzenli mi?
Dilinden gıybet azalmış mı?
Kalbin yumuşamış mı?
Eğer cevap “evet” ise umut vardır.
Eğer cevap “hayır” ise Ramazan kapıdan dönmüştür.
EN AĞIR CÜMLE
Efendimiz ﷺ minbere çıkarken üç defa “Âmin” dedi.
Sebebi sorulduğunda şöyle buyurdu:
“Ramazan’a ulaşıp da affedilmeyen kimseye yazıklar olsun!”
Şeytan zincirli.
Cennet kapıları açık.
Rahmet sağanak.
Ve hâlâ affedilmeyen biri…
Bu, insanın kendi kendini mahrum bırakmasıdır.
SON ÇAĞRI
Belki bu son Ramazan.
Belki bu son sahur.
Belki bu son secde.
Ramazan bir ay değil,
bir fırsattır.
Fırsatlar ise tekrar garantili değildir.
Bu Ramazan’da bir günah bırak.
Bir kırgınlığı bitir.
Bir namazı düzene koy.
Bir Kur’an bağı kur.
Ve kendine şunu söyle:
“Bu, son Ramazan’ım olabilir.”
İşte o zaman Ramazan gerçekten başlar.