Bir zamanlar yalnızlık, gerçekten yalnız kalınca hissedilirdi.
Issız bir yolda yürürken…
Dağ başında bir başınayken…
Gecenin karanlığında kimse yokken…
Şimdi ise öyle mi?
Şimdi insan;
Kalabalık caddelerde,
Dolu salonlarda,
Aynı evin içinde,
Hatta aynı sofrada bile yalnız…
Modern çağın en büyük paradoksunu yaşıyoruz:
İletişim hiç bu kadar kolay olmamıştı,
Ama insan hiç bu kadar ulaşılmaz olmamıştı.
Bir tuşla dünyanın öbür ucuna mesaj gönderebiliyoruz,
Ama yan odamızdaki insanın kalbine ulaşamıyoruz.
Aynı evde yaşıyoruz…
Ama herkes başka bir âlemde.
Aynı sofrada oturuyoruz…
Ama herkes başka bir ekrana bakıyor.
Aynı camide saf tutuyoruz…
Ama kalplerimiz birbirine değmiyor.
Kalabalık arttı.
Ses arttı.
Görüntü arttı.
Ama huzur azaldı.
Çünkü insan sadece beden değildir.
İnsan ruhtur.
Ve ruh, kalabalıkla değil, anlamla beslenir.
Bugün birçok insanın en büyük problemi şu:
Anlaşılmamak.
Yüzlerce “arkadaşı” var ama dostu yok.
Binlerce “takipçisi” var ama hâlini soranı yok.
Her gün paylaşım yapıyor ama içini paylaşamıyor.
Herkes onu görüyor…
Ama kimse onu gerçekten görmüyor.
Yalnızlık, insanın yanında kimsenin olmaması değildir.
Yalnızlık, insanın içinde kimsenin olmamasıdır.
Daha da derini var:
Yalnızlık, kalbin Rabbinden uzak kalmasıdır.
Kalp Allah’tan uzaklaştıkça,
İnsanlara yaklaşarak boşluğu doldurmaya çalışır.
Ama o boşluk, insanla dolmaz.
O boşluk, makamla dolmaz.
O boşluk, alkışla dolmaz.
O boşluk, ancak Allah ile dolar.
Bugün neden bu kadar huzursuzuz?
Neden tahammülümüz azaldı?
Neden en küçük meselede kırılıp dökülüyoruz?
Çünkü kalpler yoruldu.
Çünkü ruhlar ihmal edildi.
Çünkü iç dünyamız sessiz çığlıklar atıyor.
Kalabalıklar içinde yalnızlaşan insanın asıl ihtiyacı;
Yeni bir çevre değil…
Yeni bir telefon değil…
Yeni bir meşgale değil…
Yeni bir kalptir.
Kalbi diriltmek…
Bir secdeyle…
Samimi bir duayla…
Gecenin bir vaktinde dökülen gözyaşıyla…
Gösterişten uzak bir iyilikle…
Kimse bilmeden yapılan bir sadakayla…
İnsan Rabbiyle bağ kurduğunda yalnız değildir.
Issız bir çölde bile olsa yalnız değildir.
Zindanda bile olsa yalnız değildir.
Ama Rabbiyle bağı kopmuşsa,
Bir stadyum dolusu insanın ortasında bile yalnızdır.
Belki de kendimize şu soruyu sormalıyız:
Biz kalabalık mı biriktiriyoruz, yoksa bağ mı kuruyoruz?
Çünkü bağlantı başka, irtibat başkadır.
Bağlantı teknolojiyle olur.
İrtibat kalple olur.
Gökle irtibatı kopan, yerde sağlam duramaz.
Secdeyle güçlenmeyen, alkışla ayakta kalamaz.
Unutmayalım…
Kalp boşsa dünya dolsa fayda etmez.
Kalp doluysa dünya boş olsa zarar etmez.
Rabbim bizi kalabalıklar içinde kaybolanlardan değil,
Kalbi diri olanlardan eylesin.
Bizi yalnızlığın karanlığına değil,
Kendisine yakınlığın huzuruna ulaştırsın.


