Anne

Yayınlanma : 12 Şubat 2026 14:48
Düzenleme : 12 Şubat 2026 14:57
  • Ziraat Bankası Reklam

   Konuşmaya başladığımız andan itibaren günlük hayatta en çok kullandığımız sözcük ‘’Anne’’ kelimesidir. Anne kelimesi dört harften oluşur ama duygu yükü dünyalar kadar eşsiz büyüklüktedir. Bu acımasız hayata Anneye sahip olmak en yüce zenginlik ve en büyük güç demektir. Annesizlik ise hayata yenik başlamak ve yarım kalmak demektir. Bir insanın dünyada başına gelebilecek en büyük felaket Annesizliktir. Annesizlik; tarifsiz çaresizliğin ve tükenmişliğin vücut bulmuş halidir. Onsuz bir hayat çile ve zorluklara adım atmaktır. Kişinin annesi hayatta ve yanında değilse hayat kişiye çok acımasız davranır ve her acıyı tattırır. Hele bir çocuk küçük yaşta annesini kaybederse koruyuculuğunu, eksikliğini ve yokluğunu her yerde ve durumda iliklerine kadar hisseder, yalnız ve kimsesiz olduğunu anlayacaktır. Anne vefatından sonra kişi yaşamın acımasız, gaddar ve sert yüzüyle karşılaşır. Hayattın yükünü yalnız başına taşır, vicdansızlığın her türlüsüyle tek başına mücadele etmek zorunda kalır. Bu çetin ve merhametsiz hayatta annesiz kaldıysan; arkanda sırtını dayanacağın bir duvar, yolunu bulmaya çalıştığında pusulan ve karanlıkta fenerin olmaz. Hep güneşte kalırsın gölgen olmaz, karanlıkların aydınlığa kavuşamaz. Annesiz ev karanlık ve yıkık bir hanedir. Anne yoksa kardeş bütünlüğünüz olmaz, anne yoksa babanın çocuklarına karşı aidiyeti, merhameti ve koruyuculuğu da olmaz. İnsanların art niyetli, katı yürekli ve samimiyetsiz olduğu bu hayatta evladına yüreği yanan, içten dertlenip ağlayan, gece gündüz demeden hayatını evladı için harap eden ve bu uğurda ömrünü tüketen tek varlık vardır o da Annedir! Bu dünyada bir insanı annesinden daha çok seven biri olamaz; çünkü kişiyi dünyada koşulsuz, yalansız, çıkarsız ve amasız seven tek kişi Annedir. Çevreniz geniş, eşiniz-dostunuz çok olabilir; fakat sizin için zor günde organını bağışlayacak, canını hiçe sayacak tek gerçek ve ebedi dost Annedir! Şu hayata şunu gözlemledim; haksız durumda olun, en kötü yola düşün, hırsızlık yapın, cinayet işleyin kısacası ne halta bulaşırsanız bulaşın yine de Annenizin desteğini, muhafızlığını ve varlığını her daim hissedersiniz. Biliyorsunuz ki şartlar ne olursa olsun, hangi durumda olursanız olun tehlikelere karşı kalkan olacak, sizi yalnız koymayacak, yanınızda bulunup en güçlü avukattan daha iyi savunacak kişi Annedir. Öksüz, annesi ölmüş, yetim ise babası ölmüş kişiye denir. Bana sorarsanız Annesi ölmüş kişi hem öksüz hem de yetimdir. Bu hayatta annen yoksa kimsen yok demektir. Dikkatinizi çektiyse bir çocuk canı yandığında veya ağladığında ‘’Anne’’ diye haykırır ve ağlar; çünkü incindiğinde ve yardıma ihtiyaç duyduğu her an Hızırı, ilacı ve tek tesellisi Annesidir. Annelik; kendisini düşünmeyen, çocukları için yaşamı ikinci planda olan sınırsız adanmışlığı olandır. Bunu bir örnekle açıklamak gerekirse; Nehir kenarında piknik yapan bir annenin çocuğu suya düşer. Bunu gören annesi yüzme bilmediği halde çocuğunu kurtarmak için canı pahasına, ölümü göze alarak suya atlar. Çocuğunu kurtarmaya çalışırken her ikisi de boğulurlar. Yaşanan dramatik olayda şu sonucu çıkartabiliriz; tehlike anında mevzubahis evladının hayattıysa Anneler dünyanın en cesur, yiğit ve korkusuz varlığına bürünürler.  O an kendilerini tehlikelere karşı siper eder, gözleri hiçbir şey görmez, hayat anlam ifade etmez ve bu uğurda can verirler. İşte ANNE’nin tanımı budur.

  Benim bu hayatta yaşadığım en büyük yoksunluk annesizliktir. Ben üç yaşındayken Annemi kaybettim. Yüzünü hatırlamıyorum, sıcaklığını hissetmedim, kokusunu içime çekmedim. Kitaplara konu ve dillere destan olan Anne sevgisi ve merhameti nedir bilmem, o zenginliği hiç yaşamadım. Ben Annemin yaptığı hiçbir yemeği yiyemedim, karşılıklı çay içemedik; hastalığımda, ağladığımda, üzüldüğümde en büyük destekçim ve sığınacağım limanım yoktu. En mutlu günümde, kınamda, düğünümde ve baba olduğum ilk gün yokluğunu çok hissettim. Askere giderken ve askerdeyken desteğini çok aradım. Annen hayata değilse büyüdüğünde ilk adımlarını, ilk kelimelerini ve yaptığın ilk yaramazlıklarını hatırlatan kimsenin olmaması eksikliğini hissedersin. Üstünü sıkı giydin mi, aç mısın, hastalandın mı, gideceğin yere yetiştin mi, saat kaç odu neredesin, moralin niye bozuk diye endişelenecek ve merak edecek kimsen olmayacak. Anne sevgisi görmeden büyüdüm o yüzden en çok kıskandığım duygudur. Bu hayatta en çok merak ettiğin ve yaşamak istediğin duygu nedir diye sorsalar, hiç düşünmeden; ‘’Anne sevgisini, sıcaklığını, şefkatini ve merhametini’’ tatmak istediğimi söylerdim. Her ne kadar Anne şefkatini yaşamasam da eşime, ablalarıma ve çevremdeki insanlara baktıkça Anne kavramını, merhametini ve koruyuculuğunu daha iyi anlıyorum. Bir çocuk küçük yaşta Annesini kaybedince belli bir yaşa kadar herkes acıma duygusuyla yaklaşır ve merhametle başını okşar. İnsanların günlük yaşamda kalben olmasa da sık sık ifade ettikleri en kutsal kelime olan, benim ise kullanmayı çok istediğim ve eksikliğini çokça hissettiğim; fakat bu yaşıma kadar hiç telaffuz edemediğim ‘Anne’ kelimesini size söyleten Rabbinize her daim şükredin. Anne kelimesi yazmam pek keyifli geliyor ama doya doya söylemeyi daha çok isterdim. Bu hayatta tek ve en büyük isteğim ise dilimin bir kez bile olsun telaffuz edemediği, yüreğimde yara olan bir kez olsun ‘Annem’ diyebilmektir. Birçok eş- dost, arkadaşın annesi vefat ettiği zaman o insanların yürek yakan yakarışları, dünyaları başlarına yıkılmışçasına feryat etiklerini gördüm. O an şunu düşündüm; Anne sevgisi ve yokluğu nasıl bir şeydir ki insanlar bu denli perişan olup kendilerinden geçiyorlar? Acı bir gerçek var ki onların o an ki üzüntülerini, ne hissettiklerini ve ruh hallerini bilemem sadece başınız sağ olsun, der başka da teselli edecek bir şey söyleyemem; çünkü yaşamadığım ve hissetmediğim bir duygunun kaybı karşısında ne söyleyebilirim ki?

  Pişmanlık gideni geri getirmiyor, toprak aldığını geri vermiyor. Anne vefatından sonra aylar, yıllar geçer yine de özler, yüreğinin sol köşesinde acısını, yokluğunu hissedersiniz. Eksikliği ve boşluğu başka hiçbir şey ile doldurulamayacak Annenizin hayattayken kıymetini bilin. Her daim öpün, koklayın ve sımsıkı sarılın. Sakın ha sakın hayırsız olmayın, üzmeyin ve de incitmeyin. Çok merak ediyorum; Annem hayata olsaydı ne olacaktı, ne olacaktım, ne olacaktık? İnsan bazen rüyasında Annesinin öldüğünü görür ve bir an önce uyanmak ister ya da izlediğimiz bir film veya dizide ölen kişi yaşıyordu, sanki hiç ölmemiş gibi geri dönüyordu AHHH KEŞKE…