ŞİDDET VE CİNAYET

Yayınlanma : 24 Nisan 2026 12:05
Düzenleme : 24 Nisan 2026 12:06
  • Ziraat Bankası Reklam

Ayrılık sürecinde veya evlilik bağının son bulması sonucunda öldürülen kadın sayısı son yıllarda artarak devam etmektedir. Haftalara ve aylara yayılan kadına yönelik şiddet ve cinayet haberleri son dönemlerde sosyal medyada güçlü bir haber kaynağı haline gelmiştir. Neredeyse her gün haber bültenlerinde boşanma ya da ayrılık aşamasında öldürülen kadınların haberleriyle karşılaşmaktayız. Öyle ki bazı günler aynı anda birden fazla öldürülen kadın haberleri yer alabilmektedir. Toplumda ciddi bir sorun haline gelen kadına yönelik vahşet ve cinayet olgusu ailelerin nezdinde sözün bittiği yer, hayattın durduğu andır. Cinayet sonucunda ebeveynlerde acı, keder ve çaresizlik duyguları hakim olur. Sokakta, evde, okulda, işyerinde kısacası hayattın her alanında kadın üzerinde güç gösterisinde bulunan zihniyetle karşı karşıyayız. Bugünkü yazımda; son yıllarda Türkiye’nin önemli gündem maddelerinden biri haline gelen kadına yönelik şiddetin nedenleri, cinayet olgusu, sosyal, kültürel ve psikolojik etkilerini ele alacağım. Değerli okurlarım, kadına yönelik şiddet ve cinayet sorunun çıkış noktasına baktığımızda; hatalı eş seçimi, ihtiras, inatlaşma, çatışma, iletişim eksikliği, kıskançlık, cahillik, merhametsizlik ve sahipsizlik bu probleme davetiye çıkardığını rahatlıkla söyleyebiliriz. Son günlerde gündemi meşgul eden ve haber bültenlerinde yer alan kadın cinayetlerine bakarak şunu rahatlıkla söyleyebiliriz; kadına yönelik cinayet vakalarının üstünün örtbas edilmemesi, zaman aşımına uğramaması ve raflara kaldırılmaması açısından sosyal ve dijital platformlar önemli güç kaynağıdırlar. Cinayetlerin aydınlatılması ve suçluların adalete teslim edilmesi noktasında sosyal medya algısının oluşturulması ve toplumsal tepkilerin yaratılması yaşanan cinayet hadislerinde daha hızlı ve olumlu neticeler alınmasına zemin oluşturacaktır. 


Şiddet, boşanma ve akabinde gerçekleşen cinayetlerin temeline indiğimizde; şiddet uygulayan ailelerden gelen, küçükken şiddete maruz kalan, eğitim düzeyi düşük, madde bağımlısı ve ekonomik sıkıntılar yaşayan bireyler fiziksel şiddet uygulama ve cinayet işlemeye daha yatkındırlar. Yanlış eş seçimi ve kötü karakter tercihi şiddet ve cinayetin temelini oluşturmaktadır. Bu hususta gençler evlenirken birbirini iyi tanımıyor ve araştırmıyorlar. Evlenilecek kişinin karakter değerleri, kişilik özellikleri ve ruhsal durumları göz önüne alınmıyor; aksine eş seçiminde mal varlığı, kariyer, meslek ve fiziksel görünüm ölçü alınıyor. Eski zamanlarda şiddet ve akabinde gerçekleşen cinayet yok denecek kadar az iken son yıllarda kadına yönelik vahşet ve cinayet hiç olmadığı kadar artmıştır. Kadına yönelik şiddet ve cinayet olguları başta İstanbul, İzmir ve Ankara gibi büyükşehirlerde artış göstermektedir. Özellikle de batıda yaşanan bu olumsuz durumların nedenlerini düşündüğümüzde; aşırı alkol kullanımı, madde bağımlılığı, kadına biçilen değerin yok olması, kadının sahipsiz görülmesi, dini değerlerden, insani, vicdani ve ahlaki tutumlardan uzaklaşılması gibi faktörler etkili olmaktadır. Batının aksine kırsal alanlarda ve geleneksel aile yapılarında kadınların kalabalık ve geniş ailelere sahip olmaları, yaptırım mekanizmaların işlevselliği, örf ve adetlerin caydırıcılığından dolayı kadına yönelik şiddet ve cinayet durumları daha az yaşanmaktadır. 


Gözlemlediğimiz durumlardan yolla çıkarak kadına yönelik şiddetin sebepleri; kadını kontrol etmek, cezalandırmak, korkutmak, baskı kurmak ve kadına karşı güç gösterisinde bulunmaktır. Kadın cinayetlerinin failleri genellikle eş, eski eş ve sevgili tarafından işlenmektedir. Boşanmak isteyen eş ve ayrılmak isteyen sevgili; namus, ihtiras, ret edilme, kıskançlık ve öğrenilmiş çaresizlik gibi nedenlerden dolayı kurban ediliyorlar. Şiddet ve cinayeti tetikleyen faktörleri düşündüğümüzde boşanma, erkek tarafından bir utanç ve namus sorunu olarak algılanmaktadır. Akabinde kadınların yaşam hakkı ellerinden alınması eylemi gerçekleşiyor. Geçmişte namus nedeniyle işlenen kadın cinayetleri günümüzde basit ve sıradan nedenlere dayanmaktadır. Acı bir gerçek var ki kadın, yaratılış gereği fiziksel olarak güçsüz ve kırılgan yapısından dolayı bu eyleme maruz kalıyor; çünkü doğal kurban konumunda bulunan kadın kendini kocasına karşı savunacak fiziksel güce sahip değildir. Genel olarak şiddete meyilli erkekler sahipsiz gördükleri ve diş geçirebilecekleri savunmasız kadınlara saldırgan davranışlarda bulunurlar. Kıymetli dostlarım! Malumunuz olduğu üzere yüce dinimiz kadına büyük değer vermektedir. Ayrılık ve boşanma aşamasında işlenen cinayetlerin nedenlerini düşündüğümüzde; eşlerin inanç yönünde zayıf yaşam sürmeleri, dini değerlerden uzaklaşmış olmaları, ahlak ve merhamet duygularını kaybetmelerinden kaynaklanmaktadır. Bununla beraber dinimizce günah sayılan madde ve alkol bağımlılığı şiddet ve cinayete zemin hazırladığı malumunuzdur. Şu bir gerçek ki gerçek manada dindar bir kimliğe sahip bireyler, Allah yolunda yaşam süren eşler, dini vazifelerini yerine getiren erkekler cinayeti akıllarının ucundan bile geçirmezler. Bu noktada dindar, bilinçli, eğitimli, merhametli ve değerlerine sımsıkı bağlı nesiller yetiştirerek şiddet ve cinayet olgularının önüne geçilebiliriz.
Kadın cinayetlerinin tüm çabalara rağmen azalmadan sürmesi, toplumda belli bir meşruiyete sahip olduğunu göstergesidir. Kadınların yaşam hakkı kimsenin tekeline ve insafına bırakılmamalıdır. Bu noktada kadınlar güvenle, huzurla ve korkusuzca yaşamalıdır. Kadınların yaşama sevincini elinden alan, gülüşlerini yarım bırakanlar hesap vermedikçe, gerekli yaptırım uygulanmadıkça hiçbirimize huzur olmaz. Telafisi mümkün olmayan ve tarifi imkansız başka acıların yaşanmaması için şiddeti besleyen ve uygulayan kesimlere ağır ve caydırıcı yaptırımlar uygulanmalıdır.