Bulunduğu ortama saygı ve değer katan, kalemiyle Muşumuza, karakteriyle gönüllerimize dokunan, beyefendi kişiliğiyle kalpte iz bırakan Veysel Eşin ile vefatından üç gün önce görüşmüştüm. Memleket sevdası kimliğine sahip değerli abim halkın yüzleşmek durumunda kaldığı ve toplumsal sorun haline gelen ‘’Boşanma’’ konusunu kaleme almamı istemişti. Özü sözü bir, güvenilir ve dürüst Veysel abim maalesef bu yazımı okuyamayacak. Kıymetlimizin vasiyetini ve talebini yerine getirmek boynumun borcuydu. Gönül insanı ve gerçek dost Veysel Eşin’in isteğini yerine getirmek amacıyla bu sorunu kağıda döktüm.
Değerli okurlarım! Son yılların en fazla boşanma oranın bu dönemlerde olduğunu görüyoruz. Ülkemiz genelinde son dönemlerde hızla artış gösteren, yıkıcı etkileri olan, aileleri parçalayan, ebeveynleri derinden yaralayan eşler arası anlaşmazlık, şiddetli geçimsizlik ve akabinde gerçekleşen boşanmaların sebebi üzerine naçizane duygu ve düşüncelerimi aktaracağım. Boşanma olgusu; çiftlerin yüzleşmek zorunda kaldığı toplumsal problem haline gelmiştir. Bin bir zorlukla gerçekleştirilen nişan ve düğün, altına girilen borç, umutla kurulan yuva ve oluşturulan aile ortamı kayda alınmayacak, eften püften sebeplerden dolayı çiftlerin mahkeme salonuna girip çıkmaları sonucunda evlilik müessesi beş dakikada sonlandırılıyor. Acı bir gerçek var ki aile birliğini sonlandıran boşanmanın bedelini anne ve babalar değil; sorumsuzca ve bilinçsizce dünyaya getirilen masum çocuklar ödüyor. Günahsız, suçsuz, tertemiz çocuklar hatalı evliliğin cezasını çekiyor maalesef. Boşanma sonucunda Anne baba arasında sıkışan, boşluğa düşen, yalnızlaşan ve terk edilme korkusu yaşayan çocuk travmanın içinde kendini buluyor. Eski zamanlardaki gibi ömür boyu evli kalan anne ve babalarımızın yaşadığı evlilikler kalmadı artık. Günümüzde boşanma o kadar çok sıradanlaştı ki resmen günlük hayattın bir parçası haline geldi. Ne yazık ki ülkemiz genelinde mahkemelerde en çok görülen dava BOŞANMA davalarıdır. Öyle ki mahkemeler anlaşmalı boşanmaların hızına yetişemeyecek duruma geldiler. Daha acı bir durumu açıklayayım; günümüzde boşananların sayısı evlenenlerin sayısından nerdeyse daha fazladır. Özellikle de Büyükşehirler ve batıda evlilikler ay ile sınırlı kalmaktadır. Batının aksine Doğu ve Güneydoğu (Hakkari, Şırnak, Muş, Bitlis, Siirt, Van, Ağrı) ilerinde boşanma oranlarının en düşük olduğu iller olarak göze çarpmaktadır. Boşanma sayısının bu denli artış göstermesi doğurganlığın azalmasına, aile kavramının yok olmasına, kadına yönelik şiddet ve cinayet durumunun yaşanmasına sebep olmaktadır. Peki günümüzde boşanmalar neden bu kadar artı? Toplumda gözlemlediğimiz ve yakın çevremizde gördüğümüz kadarıyla kültürel değişimler, aile içi şiddet, hukuki kolaylıklar, iletişim kopukluğu, itaatsizlik, sabır eksikliği, sadakatsizlik, değer çatışması, özgür yaşam isteği, zenginlik, madde kullanımı, film ve dizilerin boşanmayı normalleştirmesi boşanma oranlarının artış göstermesine neden olmaktadır.
Günümüzde boşanma olaylarının artmasının sebeplerinden biri de değişen kadın ve erkek profilidir. Eskiden kadın ve erkeklerde ar, şeref, haysiyet ve namus tutumları çok baskın ve ağırdı. Edepli, efendi, ahlaklı kadın gibi kadınlar, onurlu, namuslu ve otoriter erkek gibi erkekler vardı. Kadınlarda boşanma diye bir anlayış yoktu. Eski kadınlar ne olursa olsun yuvalarını kurtarmak, aile bütünlüğünü korumak ve çocuklarını sahiplenmek adına çile çeker, zorluklara göğüs gerer, bu uğurda fedakarlık yapardılar. Aynı şekilde erkeklerde de namus hassasiyeti baskındı. Erkekler çok daha onurlu ve şerefliydiler. Öyle ki kadınım, namusum dediği eşini ölümüne sahiplenir kolay kolay boşamazdılar. Evlilik; aynı yatağı paylaşmak değil aynı hayatı tüm zorluklarıyla paylaşmak, sıkıntıları birlikte göğüslemek, sorunlarla mücadele etmek ve krizleri doğru yönetmektir. Eski evliliklerde Hayat Arkadaşı, Can Yoldaşlığı ve Dert Ortağı anlayışı hakimdi. Hayatın zorlukları karşısında birlikte yol alırdılar. Sıkıntılarda hayat arkadaşı, dikenli yollarda yoldaş olurdular. Bu noktada eşler hastalıkta, zorlukta, yaşlılıkta hayat merdivenlerini beraber tırmanır; her daim birbirini korur, sahiplenir ve kıymet biçerdiler. Eski kadınlar ne kadar güçlü, dayanıklı, metanetli ve hanım idiler. Şu bir gerçek ki çile çekmiş, yoksulluk yaşamış ve yokluk görmüş insanlar evliliğin değerini bilirlerdi. Bunun aksine refah, zenginlik ve rahatlık artıkça boşanma oranları da aynı oranda arttı. Günümüzde en ufak bir sıkıntıda eşler arasında küskünlük, huzursuzluk ve kavgalar belirir, akabinde boşanma durumları yaşanır. Bir diğer önemli husus; çatışma ve inatlaşma, boşanmaya iten sebeplerden biri olarak göze çarpmaktadır. Bazı çevreler tarafından kadına eşine itaat değil, isyan telkin edildi. Kadınların özgür ve rahat yaşam istemeleri beraberinde ciddi sorunlara zemin oluşturmaktadır. Şu bir gerçek ki evli kadın veya erkek bekar hali gibi gereğinden çok gezip dolaşamaz, ev dışında arkadaş çevresiyle haddinden fazla vakit geçiremez ve özgürce eğlenemez. Eski dönemlerde eşler birbirine sarsılmaz bir güven ve sadakatle bağlıydılar. Eşler arasında sahiplenme, itimat ve dayanışma hakimdi. Eşler eskisi gibi birbirine güven duymuyor. Eşler arasındaki muhabbeti bitiren, aile birliğini temelden sarsan ve boşanmaları artıran etkenlerden biri de Sosyal Medya kullanımıdır. Teknolojik gelişmelere bağlı olarak ortaya çıkan sosyal medya kullanımı ihanet ve aldatmaların yaşanmasına sebep olmaktadırlar. Kıymetli okurlarım! Eşler birbirini tamamlayan parçalardır. Öyle ki insan eşiyle itibar ve değer kazanır. Bu noktada erkek eşine değer vermeli, koruyup kollamalı ve ezdirmemelidir. Kadın da erkeğin ev reisliğini tanımalı, babasına gösterdiği saygıyı eşine de göstermelidir. Evin otoritesi erkekte olmalıdır. Kadınların evin otoritesine ortak olduğu evde huzursuzluk ve rol çatışması sorunu kaçınılmaz olur. Boşanmaya iten sebeplerden biri de toplumda boşanmış kadına karşı olan bakış açısının eskiye oranla yumuşaması, sıradanlaşması ve ayıplanmaktan çıkması sonucunda kadınların boşanmaya sıcak bakmalarına sebep olmaktadır.
Ebeveyn olarak evliliklerde yanlışa düştüğümüz durumlardan biri belki de en önelisi eşler arasındaki sözlü kavga ve geçimsizliklerde kadının ailesi haklı haksıza bakmaksızın: ‘’Kendini sakın ezdirme, en küçük bir tartışmada, anlaşmazlıkta evine dönebilirsin.’’ şeklinde söylemlerde bulunup çocuklarına sırt verir, cesaretlendirir ve açık kapı bırakırlarsa kadın, baba evini sığındığı liman olarak görür ve en ufak tartışmada eşyalarını toplayıp baba evine, bu limana sığınır. Kadının ailesi evliliği kurtarma çabasına girmeksizin tüm suçu erkeğe atmaları ve kızlarını dolduruşa getirip erkeğe karşı düşmanca davranış sergilemeleri boşanmaya zemin hazırlamaktadır. Bu durumda olması gereken kadına yönelik şiddet olmadığı sürece erkek haksız da olsa kızlarına bu durumu hissettirmemek, eşler arasında yapıcı olmak, ortamı yumuşatmak, eşler arasında orta yolu bulup yuvalarının dağılmasına engel olmak ve şartlar ne kadar zor olursa olsun kızlarının boşanmaması yönünde tavır takınmalıdırlar. Boşanma noktasında altı çizilmesi gereken en önemli husus şudur; boşanma safhasında her kadını aynı kefeye koyamayız. Nice edepli, karakterli, dürüst ve günahsız eşler vardır. Gerçek manada Anne ve ev hanımı olup hak etmediği halde şiddete maruz kalan, haksızlığa uğrayan ve boşanmak zorunda kalan masum, mağdur ve suçsuz kadınlarımızın varlığı göz ardı edilmemelidir.
Buruk duygularla kaleme aldığım bu yazımı noktalarken; Muş halkına, ailesine, sevenlerine ve çocuklarına Yüce Allah’tan sabr-ı cemil diliyorum. Başımız sağ olsun. Vesselam!


