Ömür Dediğin

Yayınlanma : 08 Ekim 2025 10:34
Düzenleme : 08 Ekim 2025 10:41
  • Ziraat Bankası Reklam

  Ömür, günlük hayatta sıklıkla kullandığımız en önemli kelimelerden biridir. Hiç düşündük mü acaba Ömür dediğimiz şey nedir?  Ömür; iki beyaz olan kundakla kefen arasında sıkıştırılmış zaman, bir ezan bir sela arasında geçen kısa süre, uyku ile uyanmak arasındaki vakittir. Geldiğinde ağlamışsın, gittiğinde ağlatmışsındır. Ömür dediğimiz senaristi, yönetmeni ve başrol oyuncusunun olduğu, sonu belli olan bir filmdir. Maalesef yüz yıl yaşayacak veya hiç ölmeyecekmişiz düşüncesiyle yaşamımızı sürdürürüz. Şöyle geçmişe baktığımızda ömrümüz bir ışık hızında geçti, kalan ömrümüz de o şekilde geçecek; lakin biz farkında bile olamayacağız. Her zaman söylediğim gibi hayattı yaşlıların gözünden okumak, yaşama onların penceresinden bakmak gerekir. Ömrün kaide alınmayacak kadar kısa oluşunu, yaşanan düşmanlık, kırgınlık ve kavgaların ne kadar gereksiz ve anlamsız olduğunu yaşlıların tecrübelerinden istifade etmek gerekir. Yaşlılara göre Ömür; Güneş gibidir, bir doğduğunu bir de battığını görürüz. Ömrü, çaya atılan şekerin erime süresi olarak tanımlarlar. Bugün düşündüğümüzde 70 yıl uzun bir süre olarak biliriz. 70 yaşına gelmiş bir insana Ömür nedir, 70 yıl nasıl geçti, koskocaman 70 yılı bu ömre nasıl sığdırdın diye sorsak? ‘’Hiç çocuk, genç olmamış, sanki hiç yaşamamış, nefes alıp verme gibi kısa bir süre olarak tanımlarlar.’’ Hangi yaşta olursak olalım dönüp geçmişe baktığımızda zamanın göz açıp kapama gibi kısa bir sürede geçtiği kanısına varırız; çünkü Ömür sürecinde zaman akmıyor aksine tükeniyor. Kaybedildiğinde bulunamayacak, geri getirilemeyecek ya da yeri dolmayacak şeyler vardır. Bunlardan en önemlisi SAĞLIKTIR! Bu nedenle Ömre, amansız ve acımasız bir hastalığa yakalanan kişinin penceresinden bakmak lazım. Eğer ki sağlığınız yerinde ve evinizde hastanız yoksa emin olun geri kalan problemlerin hiçbir önemi yoktur. İnsanlar çaresiz bir hastalığa yakalandığında ve sıkıntıya girdiğinde geçen zamanın, rahatlığın, huzurun, sağlığın kıymetini anlamaya ve hayattın analizini yapmaya başlarlar. Ne kadar çok kıymet biçer ve değer veririz Ömre; oysaki amansız bir hastalığa yakalanınca dünyanın ne kadar anlamsız olduğunu anlıyoruz. Şimdiye kadar kafaya taktığımız problemler, stres yaptığımız durumlar, uğruna kalp kırdığımız vakalar, çok çalışıp ulaştığımız başarılar ve edindiğimiz unvanın ne kadar boş olduğunu idrak ediyoruz. Pişmanlığın fayda sağlayamayacağı tedavi sürecinde insan hep şunu düşünür; keşke evsiz olup küçük bir kulübede yaşam sürseydim, keşke arabasız olsaydım, keşke makam- mevki, mülk ve güç sahibi olmasaydım da sağlığım yerinde olsaydı. NAFİLE!!!

  Bu hayatta ertelenmeyecek tek bir hakikat vardır o da ÖLÜM gerçeğidir. Yakın zamanda yaşadığımız Koronavirüs, en son yaşanan deprem felaketi ve ölümle sonuçlanan ani trafik kazalarından dersler çıkarmamız gerektiği apaçık ortadadır. Şöyle ki genel olarak geleceğe yönelik plan ve program yaparız. Bununla birlikte yarınlara yönelik endişelerimiz olur çoğu kez. Unuttuğumuz bir gerçek var ki yaşamın bir gerçeği olan ölümün saati yoktur ve yarınları beklemez. Çoğu zaman o günleri görmeden o hayalleri yaşamadan ani, habersiz, itirazsız ve sessizce hayata elveda ederiz. Bundan dolayı hayatayken sevdiklerinize değer verin, çevrenizdekilere kıymet biçin, gereksiz yere kalp kırmayın; çünkü toprak aldığını geri vermiyor. İnsanın yaşı ilerledikçe sevdiklerinin ölümüne daha çok şahit olur. Aynı zamanda gerçekleştirilen kabir ziyaretinde mezar taşında yazılı isimlerin tanıdık olma durumu her geçen gün artmaktadır. Şöyle geçmişe dönüp baktığımızda zaman içinde kimler geldi kimler geçti bu hayatta. Beraber çalıştığımız, birlikte oturduğumuz, yiyip içtiğimiz, gülüp eğlendiğimiz çoğu insan bugün aramızda değiller, göçüp gittiler. Bazen elveda demeden, helalleşmeden, kırgın ve küskün gideriz çoğu insana. Siz siz olun hakkına girdiğiniz ve kalbini kırdığınız insanlardan her daim helallik isteyin; çünkü ölüm haksızlık yapan için de haksızlığa uğrayan için de beklenmedik, kaçınılmaz ve telafisi mümkün olmayan bir andır. İleride şu tecrübeyi edineceğiz; eğer hayattın bu kadar kısa olduğunu bilseydik hiç kimseyi kırmaz, kimsenin hakkına girmez, hiçbir şeyi bu kadar uzatmaz, her sıkıntıyı dert etmez ve hiçbir şeye bu kadar üzülmezdik.

  Yaşam boyu kendimizi bu hayattın akışına, dünyanın cazibesine ve yaşamın zevklerine kaptırmış dörtnala ideallerimizin peşinden koşuyoruz. Bu kapsamda çok çalışıyor ve yıpranıyoruz. Ömür süresince tek gaye kazanmak ve yatırım yapmaktır. Biraz para kazanayım, altına yatırım yapayım, araba alayım, ev alayım, değerli bir arsa alayım, şu üniversiteyi bitireyim, atanayım, evleneyim derken bir bakmışız ki ömür bitti. Bizi mutlu kılacak birçok şeyi paramız gider diye erteliyoruz. Bundan dolayı ki insanlar fakir yaşayıp zengin ölüyor. Şunu aklımızdan çıkarmayalım; Mutlu olmayı yarına bırakmak ve ertelemek karşıya geçmek için nehrin durmasını beklemeye benzer ve unutulmamalıdır ki o nehir asla durmaz. Şu bir gerçek ki kazancımız artıkça ve yaş ilerledikçe ömrümüz de azalacak; oysaki ömrümüzün azalacağına değil, malımızın artmasına seviniyoruz. Gençken bazen şu gün gelsin de şu işim olsun, şu tarih gelsin de güzel bir ev ve araba alayım düşüncesiyle zamanın akmasını ve beklenen güne bir an önce kavuşmak isteriz. Geçen zaman, giden gün bizden gidiyor da farkında değiliz. Gün gelecek geçmesini dört gözle beklediğimiz günleri çok arayacağız. Yaşlılıktaysa günler sonsuz hayata çok yakın ve hızlı akar. O yüzden yaşlılar her anın, her günün değerini daha çok bilir, zaman aksın istemezler.

 Velhasılıkelam! Ömür ‘‘Bir’’ günden ibarettir o da yaşadığımız gündür; çünkü bugünün yarını olmayabilir. Ölüm her nefes alışımızda ensemizdeyken helalleşmeyi kendimizde huy edinmeliyiz. Her an ölecekmişiz gibi böbürlenmeyi bir tarafa bırakıp kalbini kırdığımız, borçlu olduğumuz ve hakkına girdiğimiz insanlarla her daim HELALLEŞELİM. Şu ana kadar bilerek veya bilmeyerek, farkında ya da farkında olmadan her kimi kırdı ve üzdüysek; zanna düşerek, egomuza, benliğimize ve zihnin konuşmalarına kapılarak yargıda bulunduğumuz her kim varsa helallik isteyelim.