ŞİDDET VE CİNAYET

Yayınlanma : 22 Nisan 2026 15:17
Düzenleme : 22 Nisan 2026 15:21
  • Ziraat Bankası Reklam

ŞİDDET VE CİNAYET

Ayrılık sürecinde veya evlilik bağının son bulması sonucunda öldürülen kadın sayısı son yıllarda
artarak devam etmektedir. Haftalara ve aylara yayılan kadına yönelik şiddet ve cinayet haberleri son
dönemlerde sosyal medyada güçlü bir haber kaynağı haline gelmiştir. Neredeyse her gün haber
bültenlerinde boşanma ya da ayrılık aşamasında öldürülen kadınların haberleriyle karşılaşmaktayız.
Öyle ki bazı günler aynı anda birden fazla öldürülen kadın haberleri yer alabilmektedir. Toplumda
ciddi bir sorun haline gelen kadına yönelik vahşet ve cinayet olgusu ailelerin nezdinde sözün bittiği
yer, hayattın durduğu andır. Cinayet sonucunda ebeveynlerde acı, keder ve çaresizlik duyguları hakim
olur. Sokakta, evde, okulda, işyerinde kısacası hayattın her alanında kadın üzerinde güç gösterisinde
bulunan zihniyetle karşı karşıyayız. Bugünkü yazımda; son yıllarda Türkiye’nin önemli gündem
maddelerinden biri haline gelen kadına yönelik şiddetin nedenleri, cinayet olgusu, sosyal, kültürel ve
psikolojik etkilerini ele alacağım. Değerli okurlarım, kadına yönelik şiddet ve cinayet sorunun çıkış
noktasına baktığımızda; hatalı eş seçimi, ihtiras, inatlaşma, çatışma, iletişim eksikliği, kıskançlık,
cahillik, merhametsizlik ve sahipsizlik bu probleme davetiye çıkardığını rahatlıkla söyleyebiliriz. Son
günlerde gündemi meşgul eden ve haber bültenlerinde yer alan kadın cinayetlerine bakarak şunu
rahatlıkla söyleyebiliriz; kadına yönelik cinayet vakalarının üstünün örtbas edilmemesi, zaman
aşımına uğramaması ve raflara kaldırılmaması açısından sosyal ve dijital platformlar önemli güç
kaynağıdırlar. Cinayetlerin aydınlatılması ve suçluların adalete teslim edilmesi noktasında sosyal
medya algısının oluşturulması ve toplumsal tepkilerin yaratılması yaşanan cinayet hadislerinde daha
hızlı ve olumlu neticeler alınmasına zemin oluşturacaktır.
Şiddet, boşanma ve akabinde gerçekleşen cinayetlerin temeline indiğimizde; şiddet uygulayan
ailelerden gelen, küçükken şiddete maruz kalan, eğitim düzeyi düşük, madde bağımlısı ve ekonomik
sıkıntılar yaşayan bireyler fiziksel şiddet uygulama ve cinayet işlemeye daha yatkındırlar. Yanlış eş
seçimi ve kötü karakter tercihi şiddet ve cinayetin temelini oluşturmaktadır. Bu hususta gençler
evlenirken birbirini iyi tanımıyor ve araştırmıyorlar. Evlenilecek kişinin karakter değerleri, kişilik
özellikleri ve ruhsal durumları göz önüne alınmıyor; aksine eş seçiminde mal varlığı, kariyer, meslek
ve fiziksel görünüm ölçü alınıyor. Eski zamanlarda şiddet ve akabinde gerçekleşen cinayet yok
denecek kadar az iken son yıllarda kadına yönelik vahşet ve cinayet hiç olmadığı kadar artmıştır.
Kadına yönelik şiddet ve cinayet olguları başta İstanbul, İzmir ve Ankara gibi büyükşehirlerde artış
göstermektedir. Özellikle de batıda yaşanan bu olumsuz durumların nedenlerini düşündüğümüzde;
aşırı alkol kullanımı, madde bağımlılığı, kadına biçilen değerin yok olması, kadının sahipsiz
görülmesi, dini değerlerden, insani, vicdani ve ahlaki tutumlardan uzaklaşılması gibi faktörler etkili
olmaktadır. Batının aksine kırsal alanlarda ve geleneksel aile yapılarında kadınların kalabalık ve geniş
ailelere sahip olmaları, yaptırım mekanizmaların işlevselliği, örf ve adetlerin caydırıcılığından dolayı
kadına yönelik şiddet ve cinayet durumları daha az yaşanmaktadır.
Gözlemlediğimiz durumlardan yolla çıkarak kadına yönelik şiddetin sebepleri; kadını kontrol etmek,
cezalandırmak, korkutmak, baskı kurmak ve kadına karşı güç gösterisinde bulunmaktır. Kadın
cinayetlerinin failleri genellikle eş, eski eş ve sevgili tarafından işlenmektedir. Boşanmak isteyen eş ve
ayrılmak isteyen sevgili; namus, ihtiras, ret edilme, kıskançlık ve öğrenilmiş çaresizlik gibi
nedenlerden dolayı kurban ediliyorlar. Şiddet ve cinayeti tetikleyen faktörleri düşündüğümüzde
boşanma, erkek tarafından bir utanç ve namus sorunu olarak algılanmaktadır. Akabinde kadınların
yaşam hakkı ellerinden alınması eylemi gerçekleşiyor. Geçmişte namus nedeniyle işlenen kadın
cinayetleri günümüzde basit ve sıradan nedenlere dayanmaktadır. Acı bir gerçek var ki kadın, yaratılış
gereği fiziksel olarak güçsüz ve kırılgan yapısından dolayı bu eyleme maruz kalıyor; çünkü doğal
kurban konumunda bulunan kadın kendini kocasına karşı savunacak fiziksel güce sahip değildir.
Genel olarak şiddete meyilli erkekler sahipsiz gördükleri ve diş geçirebilecekleri savunmasız kadınlara
saldırgan davranışlarda bulunurlar. Kıymetli dostlarım! Malumunuz olduğu üzere yüce dinimiz kadına
büyük değer vermektedir. Ayrılık ve boşanma aşamasında işlenen cinayetlerin nedenlerini
düşündüğümüzde; eşlerin inanç yönünde zayıf yaşam sürmeleri, dini değerlerden uzaklaşmış olmaları,
ahlak ve merhamet duygularını kaybetmelerinden kaynaklanmaktadır. Bununla beraber dinimizce
günah sayılan madde ve alkol bağımlılığı şiddet ve cinayete zemin hazırladığı malumunuzdur. Şu bir gerçek ki gerçek manada dindar bir kimliğe sahip bireyler, Allah yolunda yaşam süren eşler, dini
vazifelerini yerine getiren erkekler cinayeti akıllarının ucundan bile geçirmezler. Bu noktada dindar,
bilinçli, eğitimli, merhametli ve değerlerine sımsıkı bağlı nesiller yetiştirerek şiddet ve cinayet
olgularının önüne geçilebiliriz.
Kadın cinayetlerinin tüm çabalara rağmen azalmadan sürmesi, toplumda belli bir meşruiyete sahip
olduğunu göstergesidir. Kadınların yaşam hakkı kimsenin tekeline ve insafına bırakılmamalıdır. Bu
noktada kadınlar güvenle, huzurla ve korkusuzca yaşamalıdır. Kadınların yaşama sevincini elinden
alan, gülüşlerini yarım bırakanlar hesap vermedikçe, gerekli yaptırım uygulanmadıkça hiçbirimize
huzur olmaz. Telafisi mümkün olmayan ve tarifi imkansız başka acıların yaşanmaması için şiddeti
besleyen ve uygulayan kesimlere ağır ve caydırıcı yaptırımlar uygulanmalıdır.