KENT KONSEYİ TİYATROSU 

Yayınlanma : 28 Ocak 2026 21:00
Düzenleme : 28 Ocak 2026 21:01
  • Ziraat Bankası Reklam

Muş Kent Konseyi kuruldu. Kâğıt üzerinde amacı son derece kıymetliydi: Şehrin sorunlarını tespit etmek, bu sorunları ilgili kurumlara taşımak ve çözümüne katkı sunmak. Toplumun her kesimini kapsayan; siyasi partilerden sivil toplum kuruluşlarına, meslek odalarından gönüllü yurttaşlara kadar geniş bir temsiliyeti barındırması gereken bir yapıdan söz ediliyordu. Bu inançla, yapılan davet üzerine toplantıya ben de katıldım. 

 

Ne var ki bu yapı, daha en başında kendi varlık gerekçesini inkâr eden bir tabloyla karşımıza çıktı.

 

Önceden yapılan toplantılarla başkanı belirlenmiş, yönetimi şekillendirilmiş bir konsey; bugün sadece şeklen yapılan bir oylamayla sanki demokratik bir seçim gerçekleştirilmiş izlenimi vermeye çalıştı. Ortaya çıkan manzara, demokrasiyi dilinden düşürmeyenlerin çoğunlukta olduğu bir ortamda, “tek adam” rejimlerinde bile zor rastlanacak türden bir tiyatro sahnesini andırıyordu. Rolü önceden yazılmış, sonucu belli bir oyunun kötü bir perdesi sergilendi adeta.

 

Daha ilk adımda saygınlığını yitiren böyle bir yapının alacağı kararların vicdani, ahlaki ve kapsayıcı olmasını beklemek ne kadar gerçekçi olabilir?

 

Bugün yaşananlar, önceden organize edilmiş ve amacı baştan belirlenmiş bir sürecin ürünüydü. Bu oluşumun gerçekten memleket için kurulduğuna inanacak kadar saf olanlar var mı, doğrusu insan sormadan edemiyor.

 

Yapılan “seçim”, açıklanan “sonuçlar” ve belirlenen “yönetim” bize şunu bir kere daha açıkça gösterdi:

“Benim gibi düşünenlerin, benim gibi inananların haklarını savunurum; benim gibi olmayanların haklarını ise önemsemem.”

 

Bu anlayış, açıkça haksız ve hakkaniyetsiz bir tutum değilse nedir?

 

Gerçek demokrasi; dillerden düşürülmeden değil, her kesimi eşit biçimde kapsayarak, temsiliyeti sağlayarak ve farklılıkları yok saymadan inşa edilerek olur. “Güç elime geçti, dün eleştirdiğimden daha beterini yaparım” tavrı, sadece tabelaların değişmesine yol açar. Zihniyet aynı kalır; hatta çoğu zaman daha da yozlaşır.

 

Sadece “kendin” için demokrasi isteyemezsin. Demokrasiyi parça parça değil, birilerinin isteğine göre değil, siyasi gelecek planlaması doğrultusunda hiç değil, bir bütün olarak ele almak zorundasın. Kâğıt üstünde demokrat, pratikte berbat bir tavır sergileyemezsin!

 

Şunu unutmayın: bu şehir kendini size göre ayarlamayacak. Asıl olan, sizin bu şehre uymak ve gerçek demokrat olmak zorunda olduğunuzu hatırlamanızdır.

 

Eşitlik, adalet ve demokrasi; sadece konuşmalarda kalan süslü kelimeler değil, kâğıt üzerinde değil hayatın içinde karşılık bulduğunda anlamlıdır. Aksi hâlde geriye yalnızca iyi yazılmış bir senaryo ve kötü oynanmış bir oyun kalır. Tıpkı bugünkü gibi…

 

ÇANGA